skip to Main Content
0530 401 02 10 info@ekipedu.com

STEM denilince aklımıza fen, teknoloji, mühendislik, matematik disiplinleri geliyor. Oysa ki son zamanlarda “art” sözcügünün eklenmesiyle sanatın da disiplinler arası bir ilişkiyle ise koşulduğu STEAM eğitim yaklaşımı öğrencilerin çok yönlü gelişimini desteklemektedir.

2023 Eğitim Vizyonunun temel amacı, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış ve bu donanımı insanlık hayrına sarf edilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, nitelikli, ahlaklı bireyler yetiştirmektir.

Müfredatla iç içe geleneksel STEAM eğitim yaklaşımını derslerde nasıl kullanacağız?

İşte bu sorunun cevabını, “Proje Tabanlı Öğrenme ile Stem Yaklaşımı” atölyemizde bulabilirsiniz. Bu atölye çalışmasına katılarak, STEM eğitim yaklaşımını uygulamalı bir şekilde içselleştirerek, öğrenme ortamlarında nasıl planlayacağınızı ve süreci, ürünü nasıl değerlendireceğinizi öğrenebilirsiniz.

‘’Öğretim tasarımı, sistematik bir tasarım sürecinin kullanılmasıdır.’’ (Morrison/,Ross ve Kemp,2007).

Okullarda; anlamlı, gerçek yaşama transfer edilebilir öğrenmeyi gerçekleştirebilmek için öğrenenlerin ihtiyaçlarına, öğrenme şekillerine uygun, anlam ve performans odaklı etkili öğrenme tasarımlarına ihtiyaç vardır.

Uygulama ağırlıklı ve ders planı tasarımı ürün çıktısı olacak bu atölyenin amacı; öğretmenlerin, eğlenceli, farklılaştırılmış, sınıfa uyarlanabilir öğretim yöntem ve teknikleriyle çalışarak, oyun ve sanatla zenginleştirilmiş etkili öğrenme tasarımları oluşturmalarını sağlamaktır.

Farklılaştırılmış öğretim öğrencilerin önbilgi, ilgi, öğrenme stilleri gibi farklı bireysel özelliklerini kabul eden, bu özelliklere uygun tasarımlar geliştirerek her bireye başarılı olma fırsatı tanıyan ve öğrenme sürecinde öğrencilerin öz-düzenleme, problem çözme, iletişim kurma ve biliş ötesi becerilerini geliştirmeyi amaçlayan bir öğrenme tasarımıdır.

Farklılaştırılmış öğretimde, öğrencilere bireysel ya da grup etkinlikleriyle öğrenme hedeflerine farklı yollardan ilerleme sansı sunulmaktadır. Bu süreçte öğrencilerin bireysel özellik, ilgi ve gereksinimleri doğrultusunda içerik, öğretme öğrenme süreci ve ürün boyutlarında farklılaştırma yapılabilmektedir.

Farklılaştırılmış öğretim strateji ve modelleri ile öğrencilerin ilgi alanları, gereksinimleri, öğrenme stilleri gibi özellikleri göz önünde bulundurularak öğretim tasarımı oluşturulması mümkündür.

Sözel derslerde öğrenmenin kalıcılığı ve işlevselliği en çok tartıştığımız konuların başında geliyor. Sözel alan derslerinin büyük kısmında, öğretim programının ortak amaçlarından olan üst bilişsel becerilerin kullanımına yönlendirdiğini görürüz. Bizler anlamlı ve kalıcı öğrenmeyi sağlayan, sağlam ve önceki öğrenmelerle ilişkilendirilmiş, diğer disiplinlerle ve günlük hayatla değerler, beceriler ve yetkinlikler çevresinde bütünleşmiş kalıcı bir öğrenme sağlamak için bir çok yöntem biliyoruz ama ders saati, müfredat yetiştirme kaygısı gibi nedenlerle çoğunu uygulayamıyoruz ya da ezberimizi bozmak istemiyoruz.

İşte tüm bu anlarda öğrencilerimizin, ilkokulda kazandıkları yetkinlikleri geliştirmek amacıyla millî ve manevi değerleri benimsemiş, haklarını kullanan ve sorumluluklarını yerine getiren, disiplinlere özgü alanlarda ifadesini bulan temel düzey beceri ve yetkinlikleri 21. Yüzyıl becerileri ile birleştirmiş bireyler olmalarını sağlamak için deneyimlerimizi paylaşmak istiyoruz.

Okullarda, özellikle ilk ve orta öğretim konuları islenirken, çevre gibi doğrudan dış mekâna ait olan konular da dâhil olmak üzere, hemen hemen tüm konular sınıf içi ögretime uygun olacak sekilde programlandırılmıstır. Bu nedenle, ögretmenler, ögretimsel iyilestirmelerini sınıf içinde sınırlandırmaktadır.

Ögretim programlarında, bazı kazanımlar için gezi, gözlem, inceleme gibi yöntemler ile bazı sınıf dısı ortamlar önerilmekte, ancak bu öneriler sınıf dısı egitim pedagojisi kapsamında olmamaktadır.

Ögretmenlerin dıs mekânı bilinçli bir sekilde kullanabilmeleri için sınıf dısı egitimle ilgili bilgi ve deneyimler edinmeleri gerekmektedir. Burada ögrenciye yasamla ilgili her konuda ilk deneyimlerini yasatacak ve ilk tutumlarını gelistirecek, ilk model aldıkları kisiler olan ve temel egitim basamagında görev alan okul öncesi, sınıf ve ortaokul ögretmenleri çok büyük önem tasımaktadır.

Bu baglamda atölyenin amacı, ögretmenlere dıs mekânda bulunan çesitli ortamlar ile bu ortamları sınıf dısı egitim pedagojisi ile egitim ve ögretimde ne sekilde kullanabilecekleri konusunda bilgi ve deneyim kazandırmaktır.

Bilindiği üzere Oryantiring, harita ve pusula kullanılan, birçok farklı uygulaması olan, en önemli spor malzemesinin “beyin” olarak belirtilebileceği ve beynin birçok alanının aynı anda kullanıldığı farklı bir doğa sporudur.

Bireyin bağımsız olarak düşünme ve zorlukları çözme yeteneğini de arttırarak zihinsel gelişimine katkı sağlayan oryantiring aynı zamanda doğa ve çevre farkındalığını, yön bulma kabiliyetini, harita okuma ve yaratıcı düşünme becerilerini geliştirmektedir.

Doğayı okuma becerileri aslında doğanın kendi içinde olan ipuçlarını keşfetmekten geçmektedir. Ağaçlar, kökler, dallar, yapraklar ve bitkilerden başlayarak, karınca yuvalarından gökyüzünde bize yol gösterecek olan yıldızlara kadar hemen her şey doğayı okuyarak yön bulmaya ve dolayısıyla bizi oryantiringe götürmektedir.

Tüm bunlardan hareketle, eğitim ortamlarında oryantiring uygulamalarının “oynarken eğitim” ve “oynarken gizil öğrenme” gibi farklı yaklaşımlar ortaya koyduğu; “kazanım verebilme”, “öğrenilenleri pekiştirme” ve “kazanım değerlendirme” gibi ders içeriklerine doğrudan katkı sağladığı; bir spor branşı olmanın çok ötesinde eğitimin önemli bir bileşeni olarak öğrenme süreçlerini kolaylaştırdığı ve uygulamalarıyla eğitime farklı bir bakış açısı getirdiği açıkça görülmektedir.

İnsanoğlu doğuştan “homo ludens”, yani oynayan insandır. Oyun, Lazarov’un tanımlamasıyla “kendiliğinden ortaya çıkan, hedefi olmayan ve mutluluk getiren bir aktivitedir. İnsanlık tarihi kadar eski bir sosyalleşme aracı olan oyunlar, hem çocuk hem de yetişkinler için ciddi bir katarsis yoludur. Katarsis, temizlemektir. Duyguların dışa vurulması ve serbest bırakılmasıdır. Bu dışavurum ve serbestlik ise iletişimi ve paylaşımı kolaylaştıran önemli dinamiklerdir.

Mekanik, dinamik ve hedefler sayesinde eğitsel bir sürece bürünen oyunların; tutum değiştirme, gelecekte yeni rolleri almaları için bireylere yardım etme, mutluluk seviyesinde gelişim, başarı düzeyini arttırma, motivasyonu geliştirme ve sosyal beceri kazanma gibi eğitsel faydaları bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır (Uskan ve Bozkus, 2019). Bu atölyede, oyunun eğitimdeki gücünü hep birlikte deneyimleyecek; oynarken öğrenecek; öğrenirken eğleneceğiz.

Back To Top