skip to Main Content
0530 401 02 10 info@ekipedu.com

ÇEVRE VE ETİK

“Doğa ile savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz.”
Hubert Reeves

Uzunca bir zamandır hayatımızın pek çok alanında etik kavramını duymaktayız. Çalıştığımız işlerde, hazırladığımız makalelerde, bilimsel çalışmalarda hep etik kavramına dikkat ederiz. Bunun temel nedeni toplumsal bir kuralın sadece bir birey için değil tüm bireyleri kapsayıcı olmasıdır. Etik kavramı toplumun düzeninin sağlanması, iyi ile kötünün ayrıt edilmesi, neyin yapılmasının doğru neyin yapılmasının yanlış olduğunu göstermektedir. Bu durumda etiğin önemli bir noktası insandan insana göre değişemeyip evrensel bir kurallar sistemi olması ve kuramsal bir kavramdan daha çok uygulanmasıdır. İnsan birlikteliklerinin olduğu her alanda uygulamalı etik ön plandadır. Bizlerinde birlikteliklerimiz olduğu her ortamda kabul edilen etik (örneğin mesleki etik, örgütsel etik, işletme etiği, yönetsel etik…) anlayışını günlük hayatımızda kabul etmeliyiz. İnsanların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen etik gibi insan doğa arasındaki düzeni sağlayan bir etik anlayışımız daha vardır: Çevre Etiği.

“Çevre Etiği” kısaca doğa ile ilişkilerimizde doğru ve koruyucu olarak nasıl davranacağımızı bize anlatan bir bakış açısıdır. Popülerliği yeni oluşsa da sanayi devrimi dönemlerine dayanan bir süreci vardır. Sanayi devrimi gerçekleştiği dönem için büyük bir gelişim ve ekonomik zenginlik olarak görülmekteydi. Üretim ve tüketim arasındaki dengenin önem kazandığı sanayileşme sürecinde, üretim için gereken ham maddenin kaynağı doğada yer alan canlı cansız tüm varlıklar olarak görülmüş ve doğanın dengesi göz önüne alınmamıştır. Günümüze kadar doğadaki her şeyin insanlar için var olduğunu düşünerek sorunsuzca kullanılırken, bir anda kaynaklarda azalma yaşanması ve artan kirlenme ile daha farklı çevresel problemlerin ortaya çıkması ile bir yerlerde hata yapıldığı düşünülmeye başlanmıştır. Dünya çevresel sorunlar ile boğuşurken, farklı yaklaşımlar denemeye başlanmıştır. Ülkeler bir araya gelerek komisyonlar, zirveler organize ederek bu sorunları nasıl çözeceğini düşünür olmuştur. Bu olaylar yaşanırken alınan kararların uygulanması, insanların bireysel sorumluluklarını yerine getirmesi sürecinde çevre etiği de önem kazanmıştır. Topluluklar, devletler kararlar alsa bile bireysel olarak bizler uygun bir etik anlayış çerçevesinde hareket etmedikçe çevre problemleri çözümlenemez hale gelmektedir.

Çevre etiği ile ilgili çalışmalar yapılmaya başlandığında görülmüş ki insanlar, doğayı kendi varlığını sürdürmesi için var olarak kabul etmiş, doğadaki varlıklar eğer işine yarıyorsa değerli görmüş, korumaya almış, yaramayan veya zarar veren varlığı öldürmüş, yok etmiştir. İşte bu yaşananları sorun olarak görmeyen insanların bakış açısına, insan merkezci (antroposentrik) etik denilmektedir. Ancak daha sonraları çevre ile ilgili yapılan araştırmalar arttıkça çevre görüşleri de değişmeye başlamıştır. İnsan merkezci etik yerine çevreyi merkeze alan, insanları diğer canlılar gibi ekosistemin bir parçası olarak gören, doğada bulunan her varlığın kendi değeri olduğunu savunan ekosentrik yaklaşımın kabul edilmesinin, sorunların çözümlerinde geçerli bir yol olduğu kabul edilmiştir. Biz insanların çevre merkezli (ekosentrik) etik anlayışına geçmediğimizde sorunların çözülmesinde de aksaklıklar devam edeceği beklenmektedir.

Corona salgının yaşandığı şu dönemde bizlere aslında bu düşüncenin aslında ne kadar da haklı olduğunu göstermektedir. Haberleri izlerken, sosyal paylaşım sitelerini gezerken gözünüze takılan, çevre haberlerine odaklandığınızda; Dünya’nın nefes aldığını, hava kirliliğinin azaldığını, ozon tabakasındaki incelmenin gerilediğini ve kendini onarmaya başladığını, yaşam alanlarını elinden aldığımız canlıların yaşam ortamlarına geri döndüğünü ve bunun gibi birçok haberi göre bilirsiniz.

Bu yaşan olumsuz salgının insanlar ve doğada bulunan diğer canlılar açısından yaşanan olumlu kısmını görerek, bundan sonraki hayatımızı çevre merkezli bir etik anlayışı ile kursak ve çevre için ben neler yapabilirim düşünesiyle değişimi başlatsak güzel olmaz mı?

This Post Has 0 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back To Top