skip to Main Content
Sümerler’den Eğitim Üzerine Dersler

Sümerler’den Eğitim Üzerine Dersler

MÖ. 2500 yıllarında Sümer şehir devletlerinden biri olan Nippur’da yaşamış bir öğretmen olan Ludingirra’nın anılarını Muazzez İlmiye Çığ’ın Sümerli Ludingirra adlı eserini okuduğumda ve günümüzle benzerliğinin çok olduğunu gördüğümde yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim.

“Okula öğretmen olarak ilk gittiğim gün, yıllar önce öğrenciliğe başladığım günkü heyecan vardı içimde. Çocukları, öğretmeyi çok seviyorum. Öyle olduğu halde, başarılı olup olmayacağım korkusu muydu beni heyecanlandıran; yoksa sevdiğim, istediğim bir mesleğe girmemin mutluluğu muydu? Galiba her ikisi de etkendi bunda. Bu kez babam götürmüyordu beni, fakat evden çıkarken başarımın ve öğretmen olmamın sevinci ve gururu okunuyordu yüzünde. Yazının ve öğrenimin koruyucusu olan saygın Tanrıçamız Nidaba’ya, yüce Enlil’imize, tanrıçamız Ningal’e dualar yaparak beni kapıdan uğurladı”.

Öğretmenlik; MÖ.2500’lerde de ailelerin gururu. Tanrılar tarafından korunduğuna göre  “kutsallığı” o yıllardan geliyor :))

“Kolay değildi çocuğu okutmak. Yiyeceklerimiz ve giyeceklerimizin dışında bir de okul paramız vardı. Ülkemizde öğretmenlerin geçimi yalnız öğrencilerden sağlanır. O yüzden öğretmenler zengin olamazlar. Ona karşın kendilerini okumaya, öğrenip öğretmeye adamış kimselerdir.”

O çağda da zengin değiller ama okumaya adanmışlar. “Öğrenip, öğretmeye” dendiğine göre hizmet içi eğitim de var…

…………

“Ailelerinin durumu pek iyi olmayan, okumaya meraklı çocuklar da boş zamanlarında tarlada, bahçede çalışarak hem babalarına yardım ediyor, hem de okulun masraflarını karşılayabiliyorlar. Ona karşılık babası her giderini karşılayıp, çalışması için tarlaya, bahçeye göndermediği halde çocuğun okuldan kaçtığı, tembellik yaptığı da oluyor.

Hiç unutmuyorum; böyle haylaz bir çocuğun babası bana gelip çocuğu için,“Çocuğuma hiç tarlada, bahçede çalışıp geçimimi sağla demediğim halde, derslerini okulunu durmadan asıyor. Halbuki akrabalarımız içinde hem çalışıp ailesine yardım eden hem de okulda çok başarılı olanlar var. Benim suçum herhalde, çocuğumun her isteğini karşılayıp onu çalıştırmamam oldu, ne dersiniz? “diye dert yanmıştı.

Velilerin dertleri aynı, ama hiç olmazsa MÖ 2500’lerde ne yaptıklarını biliyorlarmış !

Bu arada, her dediği yapılıp şımartılan çocuk, o devirde de  iyi okumuyormuş demek ki…

…………………

“ İlk olarak geri olan çocukların odasında (sınıfında) buldum kendimi. Çocukların yüzünde, korku ile merak arasında, benim nasıl bir öğretmen olduğumu araştıran bir ifade sezdim veya ben de vaktiyle böyle duygular tattığım için bana öyle geldi.”

Empati !

“Bu havayı bozmak ve onları kendime ısındırmak amacıyla “çocuklar şimdi size bir bilmece söyleyeceğim, bakalım kim önce bilecek ne olduğunu” dedim. Birden bire hepsi dikkat kesildi:

 Merak uyandırma !

“Gökte görünen bir saban gibi,

Üstü bezle kaplı bir bakır kazan gibi,

Bir taban üzerinde duran kaz gibi,

İçine gözler kapalı girilen,

İçinden çıkıldığında gözler apaçık olan,

“Ev”, nedir o “ev”   dedim.

Çocuklar hep birden “okul, okul” diye bağırdılar. Aramızda hemen bir ısınma başlamış görünüyordu. Arkasından hemen kısa bir hayvan fıkrası söyledim…..Çocuklar gülmeye başladılar.”

Buz kırıcılar, ısınma oyunları….

Artık aramızda öğretmen öğrenci bağı oluşmuş sayılırdı. Ona rağmen onları konuşturmak amacı ile bildikleri hayvan öykülerini anlattırdım.”

……………………..

“Onlara daha kolay öğretebilmek için kendime göre yeni yöntemler buldum.”

Çoklu zeka farkındalığı…

“Eskiden yazılmış gramer kurallarını gösteren listelere, daha kolay ve anlaşılır örnekler ekledim.”

Yaratıcılık!

“Başlangıçtan beri ezberlemek önde gelir bizde. Ezberlemek, insanın düşünce yeteneğini kısıtlıyorsa da  (Problem çözme, analizin önemini farketmiş…) kuralları iyice öğrenebilmek için çok yararlı oluyor.” Kurallar önemli!

……………………..

“Ben çocuklara okul kitaplarında bulunmayan, aileleri veya çevrelerinde duydukları öyküleri öğrenip yazmalarını ödev olarak verirdim. Bazen öyle uygulamalar getirirlerdi ki!”

Araştırma, sözlü tarih!

“Aynı uygulamayı atasözlerimiz için de yaptım….Gerçekten yepyeni atasözleri bulmuşlardı çocuklar. Bazı hayvanlarla ilgili masallar bile getirmişlerdi.Eskilerle bunları yeniden yazdım ve diğer okullara gönderilmek üzere kopyalarını yaptırdım.” Atasözlerinden bazıları;

“Kalpte olan düşmanlık getirmez, dildir düşman eden”

“Madem ki biliyorsun, neden öğretmiyorsun?”

Paylaşım !..

Ludingirra bu bölümü Tablet 7’de yazmış.  Kendi kendine bulduğu metodlarla mı uygulamalar gerçekleştirmiş, yoksa o dönemde de bir EKİP mi varmış, araştırmak lazım😊)

Sevgilerimle
Serap Benibol

 

Back To Top