skip to Main Content
Şu Yeni Uygulamayı Bir Deneyin: Günümüzün Teknolojik Yabancı Dil Sınıflarında Hayatta Kalmak

Şu yeni uygulamayı bir deneyin: Günümüzün teknolojik yabancı dil sınıflarında hayatta kalmak

Makalenin orijinali Michigan State Üniversitesi Dil Eğitimi ve Araştırmaları Merkezi (CLEAR) 2018 Bahar bülteninde baş makale olarak yayınlanmıştır: https://clear.msu.edu/files/1215/1966/8620/CLEAR_News_Spring_18_FINAL.pdf

Yazan: Merih Sumpter, Wesley Curtis, & Dustin De Felice

Neden hayatta kalmak? İnsanların kendi yarattığı teknoloji tarafından kontrol ediliyor olması fikri oldukça kaygı verici. Amacımız dil eğitimcileri için bir kıyamet senaryosu sunmak değil. Tam aksine, gün geçtikçe hayatın her alanına yayılan çeşitli teknoloji kullanımlarından bazılarının modasının geçtiğini, devre dışı kaldığını ve hatta tahtından edildiğini göstermek. Bir eğitimci olarak geçen yirmi yıl içinde şahitlik ettiğiniz tüm değişimleri bir düşünün. Değişiklik üzerine değişiklik, sıklıkla sadece değişiklik yapmak adına, kimi zaman önerilerle, kimi zaman kurumların insiyatifiyle, kimi zamansa çaresizlikten sınıflarımıza kadar ulaştı. Öğretmenliği daha kolaylaştırması, hızlandırması ve iyileştirmesi gereken ve listesi uzayan ya da kısalan teknolojik yardım araçlarının takibinde zorlanıyor musunuz? İşinizi kolaylaştırmasını beklediğiniz teknolojinin size takip etmeniz gereken yeni bir sorumluluk ya da adeta yeni bir pedagojik inovasyon gibi göründüğü oldu mu? Eğer cevabınız evet ise, yalnız değilsiniz. Teknolojinin daha ilkel evrelerine tanıklık etmiş olanlar, teknolojinin artık hayatın ta kendisi olduğunu düşünüyorlar. World Wide Web ve iPhone’un kullanıma girmesinden sonra dünyaya gelenler ise teknolojinin olmadığı bir dünyayı hayal bile edemiyorlar. Buradan yola çıkarak teknolojinin hayatın ta kendisi olduğunu ya da en azından hayatın her alanında olduğunu söylemek doğru olur.

Bu makalede, birinci ve ikinci yabancı dil eğitiminde teknoloji kullanımıyla ilgili bazı söylenceleri çürütüp, ona bağlı kalmadan etkin bir araç olarak kullanılmasına yol gösterecek bir dizi esas sunacağız.

Teknoloji konusundaki söylenceler ve günümüz teknoloji kullanımının altında yatan sorunlar

Ne ile karşı karşıyayız? Blake’in 2008 yılında yayınlanan ‘Brave new digital classroom’ (Yeni cesur dijital sınıf) adlı kitabında dil öğretiminde karşılaştığımız dört büyük söylenceyi özetlemiş (Tablo 1).

Tablo 1

Yazılışından on yıl sonra bu söylenceler hala farklı formlarda varlığını sürdürüyor. Örneğin bir çoğumuz sıklıkla teknolojiyi tüm araçlarda, kullanımlarda ve uygulamalarda istinasız bütünsel bir olguymuş gibi görüyoruz. Bu söylence oldukça karmaşık ve biz bile bu makaleyi yazarken kendimizi onu güçlendirirken bulduk. Elbette günlük yaşamda olduğu kadar dil sınıflarında kullanılan teknololojilerin de çeşitli olduğunu herkes kolayca görebilir. Gitarın akordunu yapmak için kullanılan akıllı telefon uygulamasını örnek alabiliriz. Bu uygulama gitarın akordunu yapmayı, yüklü olduğu cihazın yazılım ve donanım özellikleriyle sağlarken, aynı zamanda CLEAR web sitesinde dolaşmaya da olanak sağlayabiliyor. Ancak ‘telefonumun’ yapamayacağı hiçbir şey yok yanılgısına da düşmememiz gerekir. Akıllı telefonlar ikinci bir dil öğreninimini teşvik edecek etkileşimleri sağlayan özelliklere sahip olmasına rağmen, bir dil kullanımında yetkin olabilmek için tek ihtiyaç ‘teknolojidir’ algısının doğru olamayacağını da vurgulamamız yerinde olacaktır.

Bu bütünsel söylenceye benzer bir başka söylence de, teknolojinin sınıflara entegrasyonun bir metodolojiyle eş tutulmasıdır. Teknoloji kullanımı öğrenme deneyimlerine birçok işlev sunmasına rağmen hali hazırda kullanılan bir metodolojiyi yerinden etmesi mümkün değildir. Teknolojik çeşitliliğe ek olarak eğitimcilerin karşılaştığı bir başka zorluk da yeni uygulamaların veya araçların nasıl kullanılacağı, hayata geçirileceği ve/veya adapte edileceği konusunda yaşadıkları strestir. Bu bir bakıma bir eğitimcinin bugün sahip olduğu bilginin değişen uygulamalar ve teknolojik araçlar sebebiyle onu daha ileriye taşıyamayacağı manasına geliyor.

Blake’in söylencelerinin hemen hepsinin doğruluğu son on yıl içinde zayıfladı, sonuncu hariç: ‘Teknoloji öğretmenlerin yerini alacak’. Bu söylence, görünüşe göre sadece güçlenmekle kalmadı, yeni bir dilin bir teknolojik uygulama vasıtasıyla öğrenilebileceği fikriyle de mercek altına alındı. Teknolojinin entegrasyonuyla ilgili esaslarımıza geçmeden önce, bu konuyla ilgili fikrimizi açıkça belirtmek isteriz. Teknoloji sizin yerinizi almayacak ama sizin öğrencilerinizle , sınıfınızla ve çevrenizle olan etkileşiminize katkıda bulunacak. Tıpkı hesap makinelerinin matematik öğretmenlerinin yerini almadığı gibi, dil öğretmenleri de toplumdaki yerini koruyacak.

Teknoloji kullanımında sağduyunuzu korumayı sağlayacak beş esas

Herhangi bir uygulama yükleme sitesini açın, en temel diye düşündüğünüz uygulamada bile baş döndürücü düzende görev yükü olduğunu görmek sizi şaşırtacaktır. Aracınızın hava-benzin karışım oranını takip eden, fotoğraflarınızı güzelleştiren, çocuklarınızın Noel Baba’ya yazdığı mektupları otomatik olarak yükleyen uygulamalar var. Bu kadar çok uygulama varken, teknolojik araçların sağduyunuzu ya da iç huzurunuzu etkilememesi içten bile değil, öyle değil mi? Bu durum en çok dil öğretim alanında geçerliliğini koruyor. Böyle dijital bir ortamda hayatta kalabilmek için beş esası sunuyoruz.

Birinci Esas: Teknoloji kullanımında kaçınacağınız durumlar olabilir

Eğer etkileşimi desteklemiyorsa ya da dil edinimine yardımcı olacak görevler içermiyorsa teknoloji kullanımı dil öğrenmede gerekli değildir. Bu düşünce TESOL’un ‘TESOL Technology Standards Framework’ (Teknoloji Standartları Çerçevesi) adlı kitabında ve ACTFL’nin ‘the Role of Technology’ (Teknolojinin rolü) adlı bildirisinde de dile getirilmiştir. Biz teknolojinin öğrenmeye garantili katkısı olduğunda, yani belirlenmiş öğrenme hedeflerinin gerçekleşmesini sağladığında kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Başka bir deyişle, teknoloji kazanımların ortaya çıkmasına araç olarak katkıda bulunduğunda ve hiçbir şekilde hedeflere ulaşılmasını engellemediğinde kullanılmalıdır. Konuşma yetkinliği kalabalık sınıflarda kazanımı zor olan alanlardan biridir. Örneğin bir ses depolama alanı hizmeti sunan ‘audio dropbox’ her öğrencinin konuşma konusunda konulan hedeflere ulaşmasına faydalı olabilecek bir teknolojik uygulama. Biz H5P’de bir ses kayıt uygulaması olan ‘audio recorder’ (https://h5p.org/content-types-and-applications) ve benzeri uygulamaları öneriyoruz ya da öğrencileriniz kendi seçtikleri bir uygulamayla, ses dosyalarını size gönderebileceklerini düşünüyoruz.

İkinci Esas: Kullanımınızı anlaşılır ve basit tutun

Sınıfta ne çeşit teknoloji kullanılırsa kullanılsın bir eğitimci elektriklerin olup olmadığı; internet ağına bağlanma; insan hatası (örn. şifre unutma) ve daha bir çok faktörü göz önünde bulundurmak zorundadır. Buradan yola çıkarak, teknoloji kullanılarak yapılan projelerin çok fazla adımının olmamasını veya öğrencilerin başarabileceğinden çok daha fazla boyut içermemesini tavsiye ediyoruz. Burada bir de beşinci esasımıza atıfta bulunarak öğretim hedeflerine ve sonuca odaklanmayı öneriyoruz. Teknoloji kullanımını planlarken aşamaların anlaşılır, görevin küçük, işlemlerin ve araçların basit olduğundan emin olun. Kullanımı anlaşılır ve basit tutmanız, teknolojinin sizi yarı yolda bırakabileceği durumlarda adeta bir B planını gibi işleyecektir. Bu esası hayata geçirmek için dosya çeşidini (örn. .pptx, .pdf, vb.) belirleyerek öğrencilerinize aşina oldukları bir uygulamayı ya da aracı kullandırmanızı tavsiye ediyoruz. Aslında çoğu uygulama (örn. G-Suite araçları, MS Office, vb.) çoğul dışarı aktarım imkanları sunuyor ve böylelikle odak noktası, dosyayı oluşturmak için kullanılan uygulama(lar)dansa, dosyanın ta kendisi oluyor.

Üçüncü Esas: Bir kereden çok daha fazla kullanın

Uygulamaların ya da araçların ilk keşif aşamasında doğal olarak zorluklarla karşılaşabilinir. Bu sebeple biz bir uygulamanın birden çok kez kullanılmasını öneriyoruz. Çok kez kullanımın avantajları arasında; uygulamaya aşina olma, uygulamanın tüm özelliklerini kullanabilme ve teknolojinin kendisine harcanan zaman, çaba ve enerji yerine, uygulamanın dili ve kültürü keşfetmek için bir alana dönüşmesini sayabiliriz. Akıllıca bir seçim yaparsanız aynı uygulamanın birçok fonksiyonunu kullanarak, kendinizi ve öğrencilerinizi keşfe yönlendirerek dil öğrenme yolculuğunda birçok fayda görebilirsiniz. Bu esasta özelliklerini keşfettiğiniz bir uygulamayı belirleyerek yıl boyunca rutin olarak kullanmanızı öneriyoruz. Birçok çeşidi olan oyun tabanlı öğrenim platformlarından (örn. Kahoot, Quizizz, vb.) birini seçerek belirli aralıklarla faydalanabilirsiniz.

Dördüncü Esas: Ulaşılabilir ve kullanıcı dostu olduğundan emin olun

Ulaşılabilirlik ve kullanıcı dostu olma, bir uygulamada ya da araçta olmazsa olmaz iki özelliktir. Bir eğitimci, planlama aşamasında farklı platformlar, araçlar ve lokasyonlarda uygulamanın kullanılabilir olmasını denetlemelidir. Aynı eğitimci standart formdaki ulaşılabilirlik seçeneklerini ve/veya özelliklerini gözden geçirmelidir. Buna ek olarak hatırlamamız gereken şifreleri düşündüğümüzde yeni bir kayıt yapma zorunluluğu ya da şifre oluşturma öğrenciye ya da öğretmene külfet gibi görünebilir. Diğer tüm sınıf araçlarında olduğu gibi maliyet faktörü de kullanımı kısıtlayabilir. Son bir hatırlatma ise, uygulamalar, cihazlar ve araçları seçerken, hali hazırda kurumun sağladığı imkanlardan faydalanmanın daha yerinde olacağıdır. Tüm bu önerileri dikkate alırsak ders materyallerimize ve içeriklerine herkesin ulaşmasını sağlayabiliriz. Öğrencilerimizin yeni şeyler denemelerini de destekleyebiliriz. Bu esası hayata geçirmek için birçok uygulamada bulunan ulaşılabilirlik denetlemesi yaparak başlayabiliriz. Örneğin MS Word ya da Adobe Acrobat programları, oluşturduğumuz materyalin birçok öğrenciye ulaşmasını sağlamak için bu tip özellikler içermektedir.

5inci Esas: İşler planladığınız gibi gitmezse hedeflerinize geri dönün

Eğitim adına harcanan tüm emeklerde eğitimci tam olarak ne istediğini sorgulamalıdır, ki bu genelde bir ders ya da aktivitenin öğretim hedeflerinde yer alır. Beşinci Esas aslında birinci yazılsaydı daha mantıklı olurdu diye düşünebilirsiniz ama bu sırada yazmamızın bir sebebi var: eğer sadece öğrenim hedeflerinden yola çıkarsak, yeni bir uygulamayı belki de hiç denemeyebiliriz. Eğitimciler keşfetmek ve tecrübe etmek için motivasyona ihtiyaç duyarlar ve bazen yeni bir uygulama, cihaz ya da araç o kadar cazip gelir ki bu fırsatı kaçırmak istemezler.

Bu durumda önceki esaslarımıza uymasa bile keşfetmeyi destekliyoruz. İki şeyin altını çizmek istiyoruz: Birincisi, eğer yapılabiliyorsa kanıt / araştırma gibi unsurların fikirleri yönlendirmesi ve sonrasında teknolojinin müfredata entegre edilmesine karar verilmesi. Eğer kanıta aykırı düşen bir fikri savunuyorsak ve bu bizi alternatif yolları, yöntemleri, metotları ve araçları keşfetmemizi engelliyorsa, sorumluluk sahibi eğitimciler olarak fikrimizi sorgulamamız ve anlayışımızı değiştirmek için farklı yollar keşfetmemiz gerekir.

İkinci olarak ise bir kısım hedeflere (örn. Profesöre e-posta yazmak) ulaşmakta zaruri olan bir aracın eğitimci tarafından öğretilememesi ya da çaba gösterilmemesi, öğrencinin kaybına yol açmaktadır. Bir başka deyişle ifade etmek gerekirse bir kimsenin önyargıları öğrencilerinin yaşadıkları çevrenin ve zamanın gerekliliklerini öğrenerek, donanımlı olmasını engellememelidir. Bu demek oluyor ki, bazen kullanmadığımız (hatta sevmediğimiz!) teknolojileri müfredata dahil etmemiz gerekebilir. En favori websitelerimizden biri https://www.wordclouds.com/; herhangi bir öğrenme hedefine hitap etmemesine rağmen öğrencilerinize ilham kaynağı olabilecek güçlü bir araç.

Örneğin biz bu makaleyi bu websitesine yükledik ve resimdeki görseli ortaya çıkardı (Figür 1). Bu websitesini kullanarak öğrencilerinize sözcüklerini görsel olarak farketme fırsatı verin veya bir okuma parçasında en sık tekrarlanan kelimeleri fark etmelerini sağlayın. Ya da sadece öğrencilerinizin öğrendikleri dil ile eğlenceli vakit geçirmesine izin verin!

Figür 1

BURADAN YOLA ÇIKARAK…

Daha önce de bahsettiğimiz gibi son birkaç yıl içindeki uygulamalarda, cihazlarda, işletim sistemlerinde ve bunun gibi pek çok şeydeki değişiklik sürekli ve kapsamlı olmuştur. Ancak bu araçlardan bazıları ismiyle olmasa da, amacıyla kalıcı görünmektedir. Örneğin hiç yıllar içinde hangi cihazların ya da uygulamaların popüler olduğunu merak ettiniz mi? Kullanılan araç ya da uygulamaların tarihlerine göre bir bakış açısı yakalamak isterseniz şu linki ziyaret edebilirsiniz: https://www.toptools4learning.com/tools-a-z/ Bu linkte 2008 yılının (Blake’in söylencelerinin yayınlandığı yıl) en popüler uygulamalardan biri Mozilla Firefox’tu. Onu bugünün en popüler uygulaması olan YouTube’la kıyaslayın. Bizim bu konuda en etkileyici bulduğumuz şey ise; bu her yıl yeniden belirlenen en iyi 100 araç listelerindeki uygulamaların ya da araçların isimlerinin değişmesine rağmen, işlevlerinin aynı kalmasıydı. Öğrencilerin bilgiyi yerleştirmek, yaptıklarını sunmak ve birbirleriyle bağlantı kurmak için bazı platformlara ihtiyaç var. En yaygın kullanılan araçlarla ilgili bir fikir vermesi açısından her sömestr bir grup Michigan State yüksek lisans öğrencisi bir liste oluşturuyor. Keşfetmek için (ya da bu tartışmanın hayatta kalma tarafındaysanız biraz endişelenmek için) şu linki talip edin https://goo.gl/hy7Vz9sON . Son olarak ‘şu yeni uygulamayı bir deneyin’ diyerek sizi teknoloji kullanımına teşvik etmek istiyoruz. Ya da denemeyin! Günlük hayatımızın her alanına yayılmış olan teknolojinin yoğunluğu düşünüldüğünde belki de sadece öğrencilerinize elektronik cihazları bir kenara bırakıp birbirleriyle ya da sizinle konuşmalarını söyleyebilirsiniz. Konuyla ilgili daha fazla kaynak için lütfen paylaşımda olan şu Google dosyamıza bir göz atın https://goo.gl/xS1WGQ

 

 

 

Referanslar
Blake, R. J. (2008). Brave new digital classroom: Technology and foreign language learning. Washington, D.C.: Georgetown University Press. ISBN: 1589012127

Biyografiler

Merih Sumpter, MA İzmir İstek Okulları’nda İngilizce Öğretmeni olarak çalışmaktadır. 2001 yılından beri özel ve devlet; ilk, orta ve yüksek öğretim kurumlarında öğretmen ve okutman olarak çalışmıştır. University of Texas, Austin’de Fulbright Yabancı Dil Eğitim Asistanı (FLTA) olarak görev yapmıştır. 2016 yılında Michigan State Üniversitesi Yabancı Dil Öğretmenliği (MAFLT) yüksek lisans programını tamamlamış, Bahçeşehir Üniversitesi İngilizce Öğretmenlik yüksek lisans programında ise tez aşamasındadır.

Wesley Curtis, PhD South Carolina Üniversitesi’nin CEA tarafından akredite olmuş İngilizce Hazırlık programı kapsamındaki Uluslararası İngilizce Programları (EPI) direktörüdür. EPI direktörü olarak South Carolina Üniversitesi’nin uluslararası bir üniversite olması için önemli katkılarda bulunmaktadır.

Dustin De Felice, PhD Michigan State Üniversitesi İngilizce Dil Merkezi’nin direktörüdür. Aynı zamanda yine Michigan State Üniversitesi’nin Dil Eğitimi İlerleme Merkezi’nde (CeLTA) ve Yabancı Dil Öğretmenliği yüksek lisans (MAFLT) programında Yardımcı Doçent olarak çalışmaktadır. Verdiği Dil Öğretimi ve Teknoloji dersi yakın geçmişte ödül almıştır.

 

Back To Top