skip to Main Content
0530 401 02 10 info@ekipedu.com

Oyun olgusu çağlar boyunca felsefecileri, eğitimcileri, psikologları ve antropologları etkilemiştir. Oyunla ilgili teoriler, oyunun, fazla enerjinin atılmasından, bir rahatlama ve gerçeklikten kaçış şekli olduğuna; öğrenme süreçlerine olan katkılarından, zihinsel gelişim üzerindeki olumlu etkilerine kadar farklı pek çok görüş öne sürerler. Birleştikleri nokta ise, oyunun insanın gelişim sürecinde çok önemli bir etkisinin olduğudur.

Virginia Glasgow Koste “Yaşam için bir prova oyun” sözü ile oyunun yaşam için ne denli önemli olduğunu belirtmiştir. Piaget ise bir eğitim bilimci olarak oyunu; öncelikle öğrenme sürecinin önemli bir yönü olarak görmüş ve “Bir çocuk oynamaktan hoşlanır ve onu ciddiye alır, bu da öğrenmenin gerçekleştiği bir süreçtir.” diyerek oyunun öğrenme açısından önemini vurgulamıştır. Leo Tolstoy ise “Geleceğin okulu belki de sıraları, kara tahtaları ve öğretmen kürsüleriyle bizim anladığımız türden bir okul olmayacak. Belki bir tiyatro, bir kütüphane, bir müze veya yalnızca bir sohbet olacak.” demiş ve geçtiğimiz yüzyıldaki düşüncesi ile içinde bulunduğumuz yüzyılda olacakları öngörmüştür.

Bu atölye ile öğrencilerimizi oturdukları sandalyelerden kaldırıp, yaşam sahnesine taşımanın yollarını arayacağız.

Poisson (1781–1840) matematiğin önemini vurgulamak için ”Hayatta yaşamaya değer iki şey vardır; matematiği keşfetme ve matematiği öğretme.” demiştir. (Mathematics Magazine-1991). Bu fikri destekleyen görüşler günümüzde egemen olmaya başlamıştır. Bu nedenle, matematiksel düşünme becerisi her öğrenciye kazandırılmalıdır görüşü geçerliliğini korumaktadır. Hatta Amerika’da ‘Mathematics for All, Herkes İçin Matematik’ prensibinden kaynaklanan çalışmalar olabildiğince yoğunlukta devam etmektedir. Bunun nedeni ise baş döndürücü teknolojik gelişmelerin devam edebilmesi ve bunların kullanılabilmesi için matematik bilgisine de ihtiyaç duyulmasıdır.

Matematiğin hayatın içinde her yerde olduğunu kavramak ve matematik gözüyle dünyaya bakmak, matematiğe olan olumsuz tutumun önüne geçmek için büyük bir adımı oluşturmaktadır. Materyal kullanmak ve oyunla öğrenme, çocuklarda kalıcı öğrenmeyi sağlar. Çocuklar materyallere dokunmakla birlikte oyunun içinde kendini var etme çabalarıyla bir yandan gizlice matematiğe karşı olumlu duygular geliştirirler diğer yandan matematik korkulu rüya olmaktan çıkar. Çocuğun “Evet, ben yapabilirim!” demesine olanak sağlar.

Back To Top