skip to Main Content
Okulda Demokrasiyi Anla(t)mak

Okulda Demokrasiyi Anla(t)mak

Demokrasi eğitimi, ailede başlayan bir süreçtir ve küçük yaşlardan itibaren süregelen bir olgudur.

J. Dewey,”Demokratik eğitim, hem eğitimin demokrat olmasını, hem de demokrasi eğitimini kapsar. Demokrasi kendi kendine karar verebilen ve karşılaştığı her tür problemin çözümüne yönelik eylemsel cesareti kendinde gören bireylerin tutumudur ve bu da eğitimle, eğitim de bununla sağlanır.” diyerek eğitim ve demokrasinin iç içeliğine dikkat çekmiştir. J.Dewey demokrasi kavramını açıklarken demokrasinin bir yaşam tarzı olduğunu ileri sürmüş, demokrasinin sınıflarda bir yaşam tarzı haline gelinceye kadar uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Öyleyse demokrasiyi bir yaşam biçimi, bir hayat tarzı olmadan, tanımlarla anlatmak, öğretmek, içselleştirmek olanaksızdır diyebiliriz.

Aile içinde ataerkil bir sistemde büyüyen, kararlarına sürekli müdahale edilen hatta saygı duyulmayan, öğretmen merkezli, sürekli edilgen konumda, işbirlikçi olmaktan uzak sınıf ortamlarında yetişen çocukların, üstelik problem çözme, soru sorma yetisi kazanmadan, kendilerini ifade edebilme gereksinimleri giderilmeden, fikirlerini sunabilme imkanı verilmeden, dayanışma ve özgürlüğün olmadığı, güven duygusu kazandırmadan ve buna bağlı olarak güvensizliğin oluştuğu ortamlarda, demokrasiyi bir hayat tarzı olarak benimsemeleri çok güç olacak hatta imkansız hale gelecektir.

Biri/birileri tarafından yönetilmek, yönetileceğine inanmak, özellikle okullarda, küçük yaş gruplarında, ileriki yaşamlarını etkileyecek kadar, karar alma yetilerini, düşünerek hareket etmelerini,sorgulamalarını engeller mi?

İşte tam bu noktada, demokrasinin ilkokul çağında sınıf başkanlığı seçimiyle anlatımı uygulamasından basit bir dille bahsedecek olursak; sınıf başkanı seçimi yapılır, sınıfın başkanı seçilir. Henüz yetkinliğinin tam farkında olmayan bu yaş grubu çocuklar “sınıf başkanı” kavramının yanlış tanımı ve görev alanı ile sadece sınıftaki düzeni sağlamakla görevlendirilir. Yaramaz(!) arkadaşlarını susturma, yerlerine oturmalarını sağlama görevi edinir. Kaldıramayacağı bir görev tanımı vardır ve bu görevi yerine getirmek için doğru olmayan yollar seçer. Arkadaşlarını karşısına alır. Öğretmene şikayetler başlar. Çözüm aramaya değil şikayete yönelik tutumlar gelişir. Maalesef ki sınıf başkanının yönlendirmesi ile öğretmen, yaramaz (!) çocuklara farklı türde yaptırımlar uygular. Bu yanlış uygulama, çocuklar arasındaki nefret duygusunu körükler. Sınıf başkanı ile iyi geçinen çocuklar göz ardı edilirken, en ufak hareketinde, kendisini bile savunamayan çocuklar cezalandırılır. Yine bu aşamada seçmenler de, neyi, neden seçtiklerini tam olarak bilmemekte, hangi kriterleri göz önüne alıp, buna uyan kişiye oy vermesi gerektiğini de fark edememektedirler. Seçilen kadar seçmenin katkısı da, demokrasi bilincini daha iyi yerleştirmeye yarayacaktır.

Demokrasiyi anlatmak adına, tamamen iyi niyetle başlayan bir uygulama muhbirliğe dönüşür. Başkanın ve öğretmenin baskısı sonucu itaat etme durumu ile demokrasiyi biat kültürü olarak algılayan bireylerin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

“ÖĞRENCİLERİMİZ OKUL BAŞKANLIĞI SEÇİMİ YARIŞINDA!

“PROPAGANDA ETKİNLİKLERİ HIZLA DEVAM EDİYOR!”

Okul başkanlığı seçimi uygulaması da, demokrasiyi anlatmak adına, tamamen iyi niyetle başlayan, sonrasında işleyişi takip edilmeyen hatta işleyişi duran bir uygulama haline gelir. Bu uygulamada birçok sorun ortaya çıkar. Adayların vaatlerinin makul ve mantıklı olmasa da kabul görmesi, öğrencilerin de bu vaatlere kanıp oy vermeleri, okul meclislerinin seçim süresi ile sınırlı olması, seçilen temsilcilerin seçim sürecinden sonra unutulması, meclis toplantılarının düzenli ve amacına uygun yapılmaması vb. Oysa ki uygulamanın devamlılığı, alınan kararların uygulanması, öğrencilerin daha aktif rol alması sağlandığında, okulun birçok sorununun çözülebileceği ve demokrasi kavramının doğru olarak yerleşeceği bir ortam haline gelebileceği ön görülebilir. Her şeyden önce ve önemlisi öğrencilere seçme ve seçilme bilinci kazandırmak gerekir.

Sınıf başkanlığı seçimi uygulamasının yanlışlıklarını,özellikle küçük yaş gruplarındaki olumsuz etkilerini yaşayan, gören, fark eden bir eğitimci olarak demokrasi kavramını somutlaştırarak anlatmanın en etkin yolunun demokratik bir sınıf ortamı oluşturmaktan geçtiğine ve biz öğretmenlerin farkındalığımızın artması, arttırılması gerektiğine inanmaktayım. Öncelikle, bu koşulda demokrasiyi davranışsal ve düşünsel olarak önce öğretmen içselleştirmeli ve öğrencilerine rol model olarak bu kavramı benimsetmelidir. Dolayısıyla, kendi hal, tutum ve davranışlarımızdan başlayarak, uzun soluklu olduğunu bilerek, zor şartlara, hazır bulunuşluğun az olduğu bireylere rağmen, sabırla, özümseninceye kadar sınıflarımıza bu kavramı yerleştirmeliyiz.

Sınıf yönetimi tarzlarını değiştirerek, özgürlük hakkına verilen önemle, dayanışma içinde, işbirlikçi sınıflar oluşturarak, duygusal güvenliği sağlayarak, takım ruhu kazandırarak, öğrencilere aktif rol aldırarak okulu benimsemelerini de sağlayabiliriz. Okulu benimseyen öğrenciler demokrasi kavramını daha kolay içselleştireceklerdir.

Öğrencilerin fikirlerine saygı duyarak, her fikri dinleyerek, önemseyerek, her fikre saygı duyulması gerektiği bilinci vererek, çözüm üretme, problem çözme yetisi kazandırmaya dayalı ortamlar oluşturabiliriz.

Sonuç itibariyle bir ekip ruhuyla, topyekûn, ortak hareket ederek, farkındalığı artmış, rol model olan, yeniliğe açık, öğrenen eğitimciler ve dönüşmüş bir eğitim sistemi ile demokrasiyi anlatmadan yaşatabiliriz.

Hazırlayan: Ahu Yılmaz Selçuk

Back To Top